
İdare Hukuku
Sel ve Su Baskını Zararları İdareden Nasıl Tazmin Edilir? | Av. Uğur Avcı
16 Ekim 2026 · 5 dk okuma
Danıştay 8. Dairesinin 09.02.2026 tarihli, E.2024/4025, K.2026/634 sayılı kararına göre, sel ve su baskını nedeniyle işyerinde meydana gelen zararların yalnızca doğal afet gerekçesiyle idare tarafından karşılanmaması hukuka uygun olmayabilir. İdarenin altyapı ve kamu hizmetlerinden kaynaklanan kusuru, işletmenin olası müterafik kusuru ve zararın kapsamı uzman bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir. İşyerinde oluşan maddi zararlar ve kâr kaybı için idarenin tazmin sorumluluğu somut olayın koşullarına göre belirlenebilir.
Sel ve Su Baskını Nedeniyle İşyerinde Oluşan Zararlar İdareden Tazmin Edilebilir mi?
Yoğun yağış, sel ve su baskınları nedeniyle işyerlerinde meydana gelen maddi zararlar, işletmeler açısından ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir. Üretim makinelerinin, ticari malların, hammaddelerin ve işyeri demirbaşlarının zarar görmesi; üretimin durması ve ticari faaliyetlerin aksaması nedeniyle kâr kaybı ve kazanç mahrumiyeti de ortaya çıkabilir.
Bu tür olaylarda zararın yalnızca doğal afetten kaynaklandığını kabul ederek idarenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmak her zaman hukuken doğru değildir. Özellikle yağmur suyu altyapısının yetersizliği, kanalizasyon sistemindeki sorunlar, gerekli önlemlerin alınmaması veya kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmemesi zararın oluşmasına ya da artmasına neden olmuşsa idarenin tazmin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Danıştay'dan Önemli Karar: Sel Zararlarında İdarenin Sorumluluğu Araştırılmalı
Danıştay 8. Dairesinin 09.02.2026 tarihli, E.2024/4025, K.2026/634 sayılı kararı, sel ve su baskını nedeniyle işyerinde zarar meydana gelen işletmelerin tazminat talepleri bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.
Karara konu olayda, gözlük imalatı ve pazarlaması yapan bir şirketin işyeri, 7 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen yoğun yağış ve altyapı yetersizliği nedeniyle su altında kalmıştır. İşletmenin hammaddeleri, yarı mamulleri, ticari malları, üretim makineleri, demirbaşları ve diğer malvarlığı unsurları zarar görmüştür.
Şirket, uğradığı zararların ve kâr mahrumiyetinin karşılanması amacıyla ilgili idarelere başvurmuş; başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine tazminat talebiyle dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi, yağışın afet boyutunda olduğu ve idare ile zarar arasındaki nedensellik bağının kesildiği gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Ancak Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlığın yeterli araştırma yapılmadan sonuçlandırılmasını hukuka uygun bulmamış ve kararı bozmuştur.
Her Sel Olayı İdarenin Sorumluluğunu Ortadan Kaldırmaz
Sel ve su baskınlarının doğal afet niteliğinde olması, tek başına idarenin sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.
Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Belediyelerin görev ve sorumlulukları kapsamında yağmur sularının uzaklaştırılması, altyapı sistemlerinin kurulması ve işletilmesi gibi hizmetler de bulunmaktadır.
Bu nedenle, meydana gelen su baskınında;
- Yağmur suyu drenaj sisteminin yeterli olup olmadığı,
- Kanalizasyon ve altyapı sistemlerinin gereği gibi işletilip işletilmediği,
- Gerekli bakım ve kontrol çalışmalarının yapılıp yapılmadığı,
- İlgili idarelerin zararı önlemek veya azaltmak için gerekli tedbirleri alıp almadığı,
- Alınmayan önlemlerin zararın meydana gelmesine veya artmasına etkisi,
somut olayın özelliklerine göre araştırılmalıdır.
Önemli olan yalnızca yağışın şiddeti değil, kamu hizmetlerinin zararın oluşumuna ne ölçüde etki ettiğidir.
Sel Nedeniyle Oluşan Hangi Zararlar Talep Edilebilir?
Sel veya su baskını nedeniyle işyerinde meydana gelen zararların kapsamı, olayın özelliklerine ve delillerle ortaya konulabilen kayıplara göre belirlenir.
Somut olayın koşullarına bağlı olarak aşağıdaki zarar kalemleri gündeme gelebilir:
1. Maddi hasar ve malvarlığı kayıpları: Üretim makineleri, elektronik cihazlar, demirbaşlar, hammaddeler, yarı mamuller, ticari stoklar ve diğer işletme varlıklarında meydana gelen zararlar.
2. İşyerinde meydana gelen hasarlar: Taşınmazda, elektrik tesisatında, işyeri bölümlerinde ve üretim alanlarında oluşan onarım ve yenileme giderleri.
3. Kâr kaybı ve kazanç mahrumiyeti: Sel nedeniyle üretimin veya ticari faaliyetin durması ya da azalması sonucunda ortaya çıkan, somut verilerle desteklenebilen ekonomik kayıplar.
4. Faaliyetin yeniden başlatılması için yapılan giderler: Olayla uygun nedensellik bağı bulunan ve hukuken tazmini mümkün olan temizlik, onarım ve benzeri zorunlu giderler.
Talep edilebilecek tazminatın kapsamı her olayda aynı değildir. Zarar kalemlerinin ayrı ayrı belirlenmesi ve miktarlarının fatura, kayıt, ekspertiz, bilirkişi incelemesi ve diğer uygun delillerle desteklenmesi önem taşır.
Danıştay Kararına Göre Bilirkişi İncelemesi Neden Önemli?
Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlığın çözümü için yalnızca yağışın olağanüstü nitelikte olduğuna dayanılarak karar verilmesini yeterli görmemiştir.
Kararda; ilgili idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının, işletmenin zararın oluşumuna etkisinin ve sel olayının afet niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu kapsamda gerekli görülmesi hâlinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmalı; özellikle yoğun yağış kaynaklı uyuşmazlıklarda bilirkişi heyetinde meteoroloji mühendisinin de bulunması değerlendirilmelidir.
Ayrıca her bir idarenin sorumluluğu ayrı ayrı araştırılmalı, hizmet kusuru tespit edilirse kusur oranları ve tazmini istenen zarar kalemleri somut biçimde belirlenmelidir.
Bu yaklaşım, sel zararlarından doğan tazminat davalarında teknik incelemenin ve delillerin eksiksiz toplanmasının önemini ortaya koymaktadır.
İşletmenin Kendi Kusuru Tazminatı Etkiler mi?
Danıştay kararında, zararın meydana gelmesinde işletmenin kusurunun bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Özellikle ticari faaliyet yürüten işletmeler bakımından işyerinin kullanım koşulları, ilgili mevzuata uygunluk ve zararın önlenmesi için alınabilecek tedbirler değerlendirmeye konu olabilir.
Bununla birlikte, işletmenin kusurlu olduğunun ileri sürülmesi de tek başına idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İdarenin hizmet kusuru, işletmenin olası müterafik kusuru ve doğal afetin zarara etkisi somut olay üzerinden birlikte değerlendirilmelidir.
Danıştay, sel olayının afet kapsamında kalan yönlerinin tazminat hesabında indirim unsuru olarak dikkate alınabileceğini de belirtmiştir. Dolayısıyla her olayda tazminatın tamamen reddedilmesi yerine, sorumluluk ve zarar kapsamının teknik incelemeyle belirlenmesi gerekebilir.
Sel ve Su Baskını Sonrası Hukuki Süreçte Nelere Dikkat Edilmeli?
Sel nedeniyle işyeri zarar gören işletmelerin, hak kaybı yaşamamak için olayın hemen ardından delillerini koruması ve zararlarını kayıt altına alması önemlidir.
Bu kapsamda;
- Hasarı gösteren fotoğraf ve videoların saklanması,
- Zarar gören malların, makinelerin ve demirbaşların listesinin hazırlanması,
- Fatura, stok kayıtları, muhasebe kayıtları ve üretim belgelerinin muhafaza edilmesi,
- Üretimin durması veya azalması nedeniyle oluşan kayıpların belgelenmesi,
- Sigorta poliçelerinin ve ekspertiz raporlarının incelenmesi,
- İlgili belediye ve diğer sorumlu olabilecek idarelere ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması,
- İdari başvuru ve dava sürelerinin somut olaya göre değerlendirilmesi,
hukuki sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşır.
İdareye başvuru, tam yargı davası ve varsa sigorta başvuruları birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Başvurulacak yol, olayın niteliğine ve mevcut belgelere göre belirlenmelidir.
Sel Zararları İçin İdareye Karşı Tazminat Davası Açılabilir mi?
Sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararın kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülebiliyorsa idarenin tazmin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ancak tazminat talebinin kabulü otomatik değildir. İdarenin sorumluluğunun hukuki dayanağı, zarar ile idari faaliyet arasındaki nedensellik bağı, varsa kusur durumları ve tazmini istenen miktar birlikte değerlendirilmelidir.
Danıştay 8. Dairesinin 09.02.2026 tarihli kararı, sel ve su baskını zararlarında doğal afet gerekçesinin tek başına yeterli olmadığını; idarelerin hizmet kusurunun ve gerçek zarar miktarının gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesiyle araştırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
İşyeriniz sel veya su baskını nedeniyle zarar gördüyse olayın teknik ve hukuki yönlerinin birlikte değerlendirilmesi, delillerin doğru şekilde toplanması ve başvuru sürelerinin kaçırılmaması önemlidir.
Kocaeli ve Çevresinde Sel Zararları İçin Hukuki Destek
Kocaeli, İzmit, Kartepe, Başiskele, Derince ve çevresinde sel veya su baskını nedeniyle işyeri, üretim tesisi ya da ticari işletmesi zarar gören kişiler bakımından olayın özelliklerine göre idarenin sorumluluğu ve tazminat imkânları değerlendirilebilir.
Av. Uğur Avcı, idare hukuku ve idari tazminat uyuşmazlıklarında olayın özellikleri, mevcut belgeler, zarar kalemleri ve uygulanabilecek hukuki yollar çerçevesinde hukuki değerlendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.
Sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararların tazmini konusunda, somut olayınıza ilişkin hukuki durumun değerlendirilmesi için profesyonel destek alabilirsiniz.
Hukuki bilgilendirme: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her olayın özellikleri, uygulanacak mevzuat ve başvuru süreleri ayrıca değerlendirilmelidir.